» En seçkin ilahiller(15)__ türkish islami musıc 17 song (part 15)

Yayınlanma Zamanı: 2015-03-13 23:01:00

En seçkin ilahiller(15)__ türkish islami musıc 17 song (part 15) |  görsel 1
En seçkin ilahiller(15)__ türkish islami musıc 17 song (part 15) |  görsel 2


 

FARKINDA MIYIZ ?
* Mallarımız arttı,keyfimiz azaldı.
* Daha büyük evlerde ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz.
* Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı.
* Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.
* Çok para harcıyoruz ama az gülüyoruz.
* Varlığımızı arttırdık ama değerimizi yitirdik.
* Az kitap okuyor, çok televizyon izliyoruz.
* Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz.
* Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı.
* İlaçlar çoğaldı fakat hastalıklar arttı.
* Çok konuşuyor ama az gönül verip bol yalan söylüyoruz.
* Tanıdıklar arttı ama dostlar eksildi.
* Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla.
* Atomu parçaladık, ön yargılarımızı yıkamadık.
* Uzaya ulaştık ama kendi iç derinliklerimizden habersiziz.
* Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza uğramak için üst kata çıkamıyoruz.
* Daha çok plan yapıyor ama daha az sonuç alıyoruz.

BİRDE BU YAZIYI OKUYUN BAKALIM

TAVUK YE KANSER OL

"Sağlıklı diye yediğiniz tavuklar tavuk
değil"
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr.
Yavuz Dizdar: "Biliyorum canınız
sıkılacak, yüreğiniz kabaracak,
üzüleceksiniz ama gerçekleri
öğrenmeniz lazım. Daha yumurtadan
çıkar çıkmaz civcive antibiyotik
veriliyor. Kemikleri gelişmesin,
sadece et yapsın diye... Tavuklar
tarladaki patatesler gibi hiç
kıpırdamadan yetiştiriliyor. Bıraksanız
bile kıpırdayamıyorlar... Elinize
aldığınızda kemikleri kırılıyor... Bu
inanılmaz bir vicdansızlık... Sonra,
görüyoruz her gün gencecik bir kadın
meme kanserine yakalanıyor. Büyük
olasılıkla daha sağlıklı diye sık sık
tavuk yiyorlardır.

Hocam son dönemde kanser
vakalarında patlama olduğunu,
lenfoma ve kemik iliği kanserlerinin
çoğunun ise Türkiye’nin tarım
merkezi olan Antalya-Kumluca’dan
geldiğini söylediniz. Peki böyle başka
bölgeler var mı?
Var... Mesela 6-7 ay kadar önce
Ergene tartışıldı. Orası içler acısı bir
durumda. Ergene’de olağanüstü bir
çevre kirliliği var. O?zaman Sağlık
Bakanlığımız ve Kanser Savaş Daire
Başkanlığı dediler ki, “Orada çok
sigara içiliyor, çok alkol kullanılıyor, o
nedenle bu kanserler çıkıyor.” Böyle
bir şey sözkonusu olamaz. Çünkü
belgesel bir film hazırlandı bu
konuyla ilgili. “Gündöndü” adında...
Orada her şey çok açık.

"İZLEYENLERİN DONA KALDIĞI BİR
BELGESEL ÇEKİLDİ AMA TÜRKİYE'DE
GÖSTERİLMEDİ"

- Ben izlemedim o filmi...
İzleyemedik, çünkü henüz Türkiye’de
gösterilmedi. Kısa versiyonu
Marsilya’da bir çevre filmleri
festivaline gitti. İzleyenler o kadar
etkilenmiş ki, film bittiğinde
alkışlayamamışlar, alkışlayacak halleri
kalmamış. Deri fabrikalarından çıkan
o atık suyun köpükler halinde
Ergene’ye bırakılmasını ve bu yüzden
ortaya çıkan çevre felaketini öyle bir
göstermiş ki film dona kalmışlar...
Çiftçi geliyor Trakya’dan, Ergene’den,
hepsi hastalarımız zaten bunların.
“Hocam” diyor, “15 tane sığırımız
geçenlerde öldü. Daha önce de bir 15
tane ölmüştü zaten...” Onbeşer,
onbeşer ölüyor hayvanlar. Ama “Aşı
reaksiyonu oluştu da ondan”
diyorlarmış.

"BAKANLIK 'ÇOK SİGARA İÇİYORLAR,
KANSER OLUYORLAR' DİYOR, GERÇEK
ÖYLE DEĞİL"

- Kimler diyormuş?
Tarım Bakanlığı yetkilileri! Böyle aşı
reaksiyonu oluşmaz. Bunlar bir şeyin
üzerini örtme çabaları. Bir aşıda
üretim sorunu varsa, zaten o 15
hayvanı değil, çok daha fazlasını
etkiler. Bu aşıyla ilgili olan bir durum
değil. O çevrede muhtemelen
hayvanlar su içerken ya da otlanırken
çevreden aldıkları toksinle
kaybedildiler. Bir arkadaşımız gitti
bölgeye, “Kimse konuşmak istemiyor,
korkuyor” diyor. Trakya
Üniversitesi’nden öğretim üyesi bir
başka arkadaşımız bölgedeki kanserli
insanların dokularında ağır metal
analizine bakmış, çok yüksek
bulmuş... CNN Türk’te yayınlanmış
bir canlı yayının bandını izledim.
Devletin söylediği şey, “Çok sigara
içiyorlar, çok alkol tüketiyorlar, bu
kanserler o yüzden.” Halbuki adam
anlatıyor, kızı dereye düşmüş,
boğulmuş, peşinden gitmiş, girdiği
yere kadar bacakları cılk yara. Bu
düzeyde bir kirlilik var Ergene’de.
Baktığınızda temiz görünüyor ama
adamın girdiği yere kadar bacakları
ülsere olmuş. Sonuç? Adamın o
yaraları iyileşmiyor. Adam yaşıyorsa
da şansa yaşıyor. Bu, o bölgede
yaşayan diğer insanlar için de
geçerli. Bunun öyle sigarayla, alkolle
falan kapatılacak bir yanı yok. Bir de
oradan ürün geliyor, o ürünün nereye
gittiği belli değil.

"PİRİNÇ, AYÇEKİRDEĞİ VE
BUĞDAY'DA 2 İLA 8 KAR YÜKSEK
KURŞUN ÇIKTI"

- Gelen ürün ne?
Üç ürün geliyor. Pirinç, ayçekirdeği,
buğday... Kadmiyum ve kurşun
analizlerini yaptırdık. İzin verilenden
2 ila 8 kat yüksek çıktı! Şimdi bu
ürün nereye gitti, kim yedi? Bunların
hiçbirini bilmiyoruz. Bakanlık her
ürünü birebir denetleyemez, orada
hakkını verelim. Ama şu önemli;
ürüne püskürtülerek kullanılan tarım
ilaçları herhalükârda çok
kullanılmadıkları zaman kabuğun
soyulması, hatta meyvenin sebzenin
iyi yıkanılmasıyla uzaklaştırılıyor.
Sorun ot ilacında. Çünkü ot ilacından
meyve ağacı etkilenmiyor ama onu
bünyesine alıyor. Biyolojik sistem
bunu içinde biriktiriyor. Bu insanda
bir tümör oluşumuna da neden
olabilir, hayvanların kaybedilmesine
de... Bu ot ilacını, glifosatı pek çok
ülke vahşi doğaya da atıyor. Ot
kontrolü diye. Nedeni bilmiyorum.

"BÜYÜK HASTANELER AÇARAK
KANSERİ ÖNLEYEMEZSİNİZ"

- Vahşi doğadan ne istiyorlar?
Hiçbir şekilde anlaşılabilmiş değil.
Ormanları ilaçlıyorlar. Niye??Belli
değil.
- Herhalde bu zirai ilacı üreten
firmalar para kazansınlar diye...
Başka bir sebep geliyor mu hocam
aklınıza?
Büyük olasılıkla öyle. Doğa bu, sen
doğaya müdahale edemezsin.
İstersen tarlana müdahale et, ama iş
ormana geldiği zaman, “Ben buradan
yabani otları temizleyeceğim”
diyemezsin. Orası yaban. O şekilde
kalmak zorunda. Sen ona müdahale
edersen olay çığrından çıkar.

"TARIM İLACINI TAVİSYE EDEN
ZİRAAT MÜHENDİSLERİ TARIM İLACI
SATIYOR"

- Biz ne korkunç insanlar olduk
böyle?
Maalesef biz korkunç bir ırkız. Bakın,
tarım ilacını sonuçta kim tavsiye
ediyor? Ziraat mühendisi...
Bakıyorsunuz ziraat mühendislerinin
büyük kısmı, aynı zamanda tarım ilacı
bayiliği yapıyor. Duydum ve
inanamadım, tarım ilacı satarken
çiftçiye, “Kendin için mi
kullanacaksın, yoksa satacağın ürün
için mi?” diye soruyorlarmış. Böyle
insafsızca bir durum var. Aynı anda
bayii olan birisi tarım ilacı satışını
kontrol edebiliyorsa eğer, tüketimini
nasıl denetler? Adam kendi satışını
mı baltalayacak? Oradan bir sıkıntı
çıkıyor. İkincisi, tarım ilaçlarının
amaç dışı kullanımı var. Bu
tavuklarda büyütme amaçlı kullanılan
antibiyotik gibi bir durum. Böyle bir
şeyi bin yıl düşünsem aklıma
gelmezdi. Yumurtadan çıkar çıkmaz
civcive antibiyotik vermeye
başlıyorlar. Bizim üreticimiz inşallah
bu konuda bir düzenleme yapacak,
umutluyum. BESD-BİR, “Elimizden
geleni yapacağız” dedi. Fakat
antibiyotiğin bu şekilde kullanımı kim
tarafından akıl edildiyse, bunu
Amerikan Akademileri bile anlamış
değil...?Siz civcive antibiyotiği
verirseniz, civcivin bağırsak
sisteminin gelişmesini önlüyorsunuz.


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz !